12 Ağustos 2017 Cumartesi

müebbet

bazen bazı şarkıların içine girip orada yaşamak istiyorum. ilelebet ve müebbet. çünkü öyle güzeller. öyle yaşanılasılar ki. sırf bu yüzden sabahtan akşama aynı şarkıyı dinliyorum. şimdi misal. bu çıldırtan ağustosta esen ilk rüzgarın sırtına atlayıp ilk güzel şarkının içine yolculuk etmek. ne güzel olurdu?

bazen de bir uçurumun kenarında olmayı çok istiyorum. hayır ne münasebet! atlamak için değil yaşamak için elbette. mevsim rüzgarlarının değişiklik gösterdiği. önümde uçsuz bucaksız bir mavinin kol gezdiği. yüksekçe bir yar! böylece kuşlara da yakın olabilirim hem.

ben bunları kafamda yazarken az önce güzel bir şey oldu. bana çok nadir olur böyle. çocukluğumdan beri irili ufaklı ne kadar mutlu an'ım varsa hepsi geldiler. satürnün halkası gibi etrafıma toplaştılar. noite severina vardı kulağımda. yüksekçe bir yerdeydim. tuzlu su kokan rüzgar. özgürce uçan kuşlar. bütün mutlu anlarım yanımdaydı. çünkü sen de ordaydın. dünyanın en güzel gülüşünü yanımdaki kaya parçasına bırakıp gittin. senden sonra satürnün halkası koptu. rüzgar yerini çıldırtan neme bıraktı. kuşlar kayboldu. bana da tüm bunları yazmak kaldı.
oysa insan bazı güzellikleri içinde yaşarken farkedemiyor. kıymetini idrak edemiyor. çoğu fani gibi bizim de en makus talihimiz bu sevgilim. bana sorarsan pişmanlık denen müesse tam da bu yüzden var. oysa biliriz ki eski günler geri gelmez. hadi diyelim geldi. bu sefer de eski sen, eski ben gelmez. nerden baksan çaresizlik. nerden baksan ahmet kaya. bazen de müslüm gürses. son pişmanlık çünkü ahmakça! ve neye yarar..

son tahlilde diyorum ki sevgili; artık bir şarkının içinde yaşamak istiyorum. ilelebet ve müebbet.
.