yabancı - kıyılar mutedil açıklar kaba dalgalı

yabancı

belki de tam şimdi yeniden okumalıyım. hatta ilk kez bugünlerde okumalıydım camus'un yabancısını. belki kitabı ve hatta kendimi daha iyi anlayabilirdim o zaman. bilemiyorum.
pek çok düşünce arsızlığım gibi bu da bir his. sadece bir his bayım.
oysa bu sabah deri montumla otobüsün güneş alan cam kenarına sıkıştığımdan beri yazmak istediğim o kadar çok şey var ki? yazamıyorum. hayır ve evet elbet kimi korkularım engel buna. ama daha çok düşünce atlasımdaki dağınıklık belki de.
yoksa bana sorarsanız şu ahir ömrümde en sevdiğim şey; kış güneşi derim. evet sadece kış güneşi. tezer özlü mesela sardunyaları severmiş. lakin çiçek terminolojisine hakim olmadığımdan size bahsetmiş olmalıyım bayım. bir de bazı şarkılara ve şarkıcı seslerine hastalığımdan. sonrası ve gerisi laf-ı güzaf ve hiç yoktan bir hiçlik. benim zoruma gidense bugünlerde beni çok sevdiğine inandığım insanlar dahil herkese ve her şeye karşı  yabancılaşmam. o yüzden belki de bu letranger tercihim. ne pessoa, ne özlü ille de camus. ama şart da değil hani. ve yine de sıcaktan piştiğim o otobüsün camından gördüğüm bir enstantane çok şeyler çağrıştırdı bana. mesela zorunlu rollerimizin olduğunu bu dünyada. kimi dolmuş kahyası, kimi medya patronu, kimi şoför, kimi öğrenci ve kimi sadece ve sadece fenerbahçe taraftarı rolünü oynamış olmak için gelmiş gibi dünyaya. bir kendime yer ve rol bulamıyorum. hepsi sahte. üzerime oturmuyor hiç bir rol! kendim zaten olamıyorum. çünkü bu tekdüzelik yıkıyor beynimi ve çevresindeki tüm duvarları. lakin hemen akabinde çelik bir duvar karşılıyor beni. belki de bu yüzden bazı zamanlar hiç bilmediğim zonguldak'ın hiç bilmediğim bir sahil ilçesine sığınmak fikri iyi geliyor bir an için. ama işte bir kaç dakikalığına. gerçek er ya da geç acıtıyor. acıyor. çıkmak için çırpındığım labirentimde sabitliyorum artık kendimi. hareketsiz, başıma gelecekleri bekliyorum. şarkılar seviyorum. şarkılar dinliyorum. hüzünlüler çok. hareketli ama hüzünlü, neşeli ama hüzünlü yavaş ama hüzünlü. hep hüzünlü. çünkü taammüden hüzünlü. anlatmak istediğim konudan giderek uzaklaştığımı hissediyorum. aslında anlatmak istediğim bir şey de yok. sadece güzel şarkılar var. güzel şarkılar..
.