30 Mayıs 2013 Perşembe

comandante

"bana babanı anlatsana" dedi. durup dururken, hem hic sebep yokken. onun olabilirdi belki ama benim anlatmak icin ne sebebim ne de niyetim vardi. ona tek kelime söylemedim babam hakkinda. derin bir nefes aldım , üzüldüğümü anlayip üzulmesin diye lafı çabucak degistirdim. ve gecenin karanlığından yararlanarak hüznün ara sokaklarında kaybettirdim izimi.
ya da ben öyle sanıyordum.
ne zaman benim dışımda birisi babamla ilgili bir şey söylese boğazıma kocaman bir yumru saplanır, dudaklarımı ısırır, gözlerimi olabildiğince uzaklara atarım.
ama o ısrarcıydı.
ben de öyle. bir gün anlatırım dedim sadece. gökyüzündeki en parlak yıldızı bulmaya çalışırken.
oysa salt babamla ilgili değil hayatımla ilgili anlatacağım o kadar çok şey oluyorki bazen, değil bir üç roman birden çıkar yazmaya kalksam. ama işte bazen de bir mısra bile çıkmaz bu boktan sıradanlıktan deyip kendime sövüyorum mesela.

o gece yine eskihisar ya da topçulardaydık. feribot bekliyorduk. başaksehirden 24 derece ile başladığımız yolculukta sıcaklık marmaranın güneyine indikçe otuza çıkmıştı. mayisti ama çok sıcaktı. ve ben yine seni düşünüyordum. başka şeyler de düşünüyordum şimdi yalan yok. çünkü birbirimizi kandirmanin manasi da yok sevgilim.
bir dünya kafa nasıl oluyorsa öyle karışıktı beynimin içi. sanki sovyetler birliği'nin dağılmadan az önceki hali gibiydim. yine de ve o karışıklıkta bile bırakmıyordum elini. nasıl sıkı tutmuşsam artık. çünkü kalıcı bir dövme gibi işlemiştim seni gönlüme. bir de gözlerini gözlerime. nereye baksam sen. neye baksam sen. her yerde sen.
yolculugun sonuna dogru keşke ben yazabilseydim dediğim bir yılmaz erdoğan şiiri geçti aklımın orta yerinden. yalnızca ben, yalnızca sana yazabilseydim keşke bu şiiri.
lakin söylemiştim ben şiir yazamam sevgilim. şarkı da söyleyemem. oysa ben sadece...
oysa ben..
..içli bir şarkıyı dinler gibi sevmiştim seni.
.
....